https://www.egleniyormuyuz.com/wp-content/uploads/2020/03/fırat-gurgen_1.png

Fırat Gürgen Önerileri: Alternatif Dil, Sonsuz Müzik ve Gerçek Dizi Evde geçirdiğimiz günler için Fırat Gürgen'in derlediği sonsuz playlist, bağımsız filmler, kitaplar ve gerçek diziler!

Ben kimim? 29 Yaşındayım. 12 yıldır aynı sektörde olduğumu söyleyebiliriz. Yıllardır çeşitli şirketler ve markalar için viral filmi, reklam filmi, kampanya ve ofline filmler çekiyorum. Elde ettiğim gelirle de bağımsız film sektöründe yönetmen ve yapımcı olarak var olmaya çalışıyorum diyebilirim. Şu anda festivallerde gezen bi documentary filmim var. (Bird’s Nest – Helin) Arkada post prodüksiyon süreci devam eden bir kaç uzun metraj daha. Bunların neler olduğunu yakında hep birlikte göreceğiz. Bi’ yandan comercial işlerin çekimleri ve toplantıları devam ediyor tabii. Berlin ve İstanbul arası iki farklı hayat takip ediyorum. Çok özel bi’ adam olmamakla beraber herkes kadar kendi hayatımın başkahramanıyım. Sanırım bu kadarım.

 

Helin Teaser

 

Showreel

 

Bu karantina günleri evde zaman geçirme anlamında beni çok etkilemedi. Zaten set günlerinin dışında laptobumun olduğu her yer ofisim.

Çalışma disiplinim duruma göre değişiklik gösteriyor ama bu günlerde uyandığımda ilk yarım saat hiç bir şey yapmadan öylece duruyorum. Yarım saat sonra benim için kahve, kedim için mama kaplarını doldurarak güne başlıyoruz. Sıkı bir müzik eşliğinde hazırlıyorum kahvemi. Sonra mailleri okuyarak devam ediyorum. Böylece kahvaltı hazırlarken yapacaklarımı kafamda sıralayabilecek zamanım oluyor. Bütün bunlar bir saat tabi. Öyle ömür törpüleyecek detaylar değil bunlar.

Fırat Gürgen

Genelde o gün mevcut projem neyse ona devam ediyorum. Müşterileri revizyonlarını tamamlıyorum; ne yalan söyleyeyim öğle vaktine geldiğimde işim bitmiş oluyor zaten. Yeni bi revizyon gelmediği sürece günün geriye kalanı benim. Gelirse de devam; ama benim için asıl yaratıcı iş süreci gece 12’den sonra uykumun geldiği aralığa kadar oluyor. Öğle 12’den gece 12’ye kadar bana kalan süreçte: bol bol yazıyorum. Not edilmeyen günler yaşanmamış gibi geliyor. Günlükten bahsetmiyorum. Öylece yazmak işte. Neyse akan.

Bu Yazı İlginizi Çekebilir  Ülkelerin En Ünlü Kış İçecekleri

 

Aynı anda okumaya devam ettiğim 2-3 kitap mutlaka oluyor. Kitaplara biraz dizi gibi bakıyorum. Birini bitirmeden diğer kitaba başlamayan insan ben değilim. Aksine bir kaç kitabı beraber götürmeyi tercih ediyorum. Daha dün sabah yıllar önce arşivini yaptığım Carpe Diem yayınlarının Ruha Dokunan Düşünceler Serisi‘nden ”Albert Camus”a başladım yeniden ve ünlü senarist Robert McKEE‘nin hikayesini okuyorum bi’ yandan….. ama bu aralar Camus’un şu lafı dönüyor aklımda. ‘‘İnsan söyledikleri kadar söylemedikleriyle de insandır.” öyle midir? Bilmiyorum; ama dönüyor işte aklımda.

Albert Camus kitapları

 

Film – dizi konusuna gelince inanın netfixle beraber gerçek bi çöp kutusu gibiyim. Yıllarca izlediğim o entelektüel şeylerin hepsini son bir yılda netfix ile silip atmış gibiyim. Bu platformdaki bazı yapımlar kayda değer tabi. BoJack Horseman mesela!!! Sanırım son bir kaç yıldır; karakter gelişimi ve takibi konusunda izlediğim en iyi 6 sezondu. Hala bittiğine inanamıyorum. Sıradan bir animasyon ya da çizgi film bekliyorsanız, bunu unutun. Bittikten sonra bile kafanızın içinde dönmeye devam eden gerçek bir dizi. Modern toplumda kendi duygularıyla yüzleşmeye korkan ve ya çekinen birinin bu dizeye o kadar kolay tutunabileceğini de sanmıyorum. BoJack Horseman’ı sevebilmek için kendi melankolinizin içinde absürt detayları bulup gülebiliyor olmanız lazım.

 

Film izleme konusunda eski heyecanım yok. Birbirini tekrar eden aynı story line’ları görmekten sıkıldım. Bu karmaşa içinde alternatif dil arayışları içinde olan anlatımlar elbette ilgimi çekiyor. Çok da yeni değil bu filmler ama, bir kaçını sizler için sıralayayım.

Bu Yazı İlginizi Çekebilir  Dünyanın Açık Hava Defilesi: Coachella Festivali

 

The Killing of a Sacred Deer

Bazen teslim olunması gerektiğini hatırlattı bana.

 

Suspria

Yönetmenlik su götürmez derecede başarılı. Bahsettiğim yeni dil arayışı burada da mevcut. Thom Yorke‘un müziği ve Anima‘dan bildiğimiz tanıdık koreograf Damien Jalet… izlemek isterseniz biz göz atın. Ben Tom Yorke‘den çok Damien Jalet fanıyım diyebilirim. Yine de her zamanki gibi iyi bir birliktelik falan filan. Film sizi iki saat boyunca deli edip son yarım saate her şeyi muhteşem estetize ederek ikna ediyor dünyasına. Bütün olağanüstülüğüne rağmen eşsiz bir koreografi, sizi buna ikna ediyor. Bu film o bir kaç kez izlenmesi gereken filmlerden.

 

Müzik? Görselci olduğum halde müzik benim için görselden önce geliyor. Bu kadar iddialı bir cümleden sonra arka arkaya albüm isimleri vermem beklenebilir ama hayır. O ansiklopedi ben değilim. Dinlediğim hiçbir şeyin adını bilmem, hatırlamam. Onun için size spotfy listelerimi önerebilirim. Girin baştan sona bütün listeleri dinleyin. Sanırım 3-4 saaten 36 farklı playlist var orada. Bu playlistleri seviyorum. Çünkü geçirmekte olduğum psikolojik süreçlerin yansıması gibi geliyor. Gerçi facebook çıktığından beri bütün anıları kategorize edip izleyebiliyor olmak da böyle bir şey. Belki de bu kolaycılıktan ötürü şarkı isimlerini ezberlemeyi bıraktım. Bu da küçük bi özeleştiri olsun.

 

Adettendir aşağıya iki iletişim adresi bırakalım. Takip edip etmemek sizin bileceğiniz iş. Her halükarda kendi yolculuğuma devam ediyor olacağım, görüşmek dileğiyle.

instagram.com/firatgurgen

instagram.com/encodingclub